• Bültenimize Kaydolun

Yönetişim Nedir?

Yönetişim, ortak yaşamı etkileyen kararların tutarlılık, sorumluluk, hesap verebilirlik, adillik, şeffaflık, etkililik ve katılımcılık ilkeleriyle alınması ve uygulanmasıdır. Yalnızca kararları değil, bu kararların nasıl alındığını ve nasıl denetlendiğini de kapsar. Güvene dayalı daha adil ve sürdürülebilir bir düzenin oluşmasına katkı sağlar.

Yönetişim Nedir?

Yönetişim, kurumlarına güven duyulan bir toplum inşa etmek amacıyla; ortak yaşamı ilgilendiren kararların tutarlılık, sorumluluk, hesap verebilirlik, adillik, şeffaflık, etkililik ve kapsayıcı katılımcılık ilkeleri çerçevesinde; hukukun üstünlüğüne dayanarak alınmasını ve uygulanmasını sağlayan yaklaşımdır. Yalnızca karar alma süreçlerini değil; kararların gerekçelendirilmesini, paydaşların sürece dahil edilmesini ve sonuçlarının açık biçimde paylaşılmasını da kapsar.

Yönetişimi önemli kılan unsur, güvenle kurduğu doğrudan ilişkidir. Güven, yalnızca söylemlerle değil; ilkelere dayalı, tutarlı, şeffaf, kapsayıcı ve etik uygulamalarla oluşur. Bu nedenle iyi yönetişim, yalnızca kurumsal performansı değil, aynı zamanda toplumsal yaşam kalitesini ve toplumdaki güven duygusunu da etkileyen temel bir unsurdur.

Yönetişim kavramı çoğunlukla yönetim kavramı ile karıştırılmaktadır. Yönetim çoğu zaman kaynakların kullanımında yetkinin kimde olduğu sorusuna odaklanır. Yönetişim ise bu yetkinin nasıl kullanıldığını, nasıl denetlendiğini ve kimlerle paylaşıldığını sorgular. Mesele yalnızca karar almak değil; alınan kararların sorumluluğunu üstlenmek, bu sorumluluğu başkalarıyla paylaşabilmek ve kısa vadeli çıkarların ötesinde uzun vadeli ortak faydayı gözetebilmektir.

Bu yönüyle yönetişim yalnızca kamu kurumlarına ya da büyük yapılara özgü değildir. Nerede birden fazla kişi, kurum ya da paydaş varsa; nerede alınan kararlar başkalarının hayatını etkiliyorsa, orada yönetişim vardır. Çünkü yönetişim, birlikte yaşamanın ve birlikte karar almanın olduğu her alanda güven üretme kapasitesiyle anlam kazanır.

Yönetişim yalnızca kurumların işleyişiyle ilgili bir yaklaşım değildir. Bireylerin de yönetişim ilkelerini benimsemesi; gündelik ilişkilerde daha açık, adil, sorumluluk sahibi ve katılımcı bir iletişim kültürünün gelişmesini sağlar. İnsanların birbirine duyduğu güvenin artması da büyük ölçüde bu anlayışın yaygınlaşmasına bağlıdır. Bu nedenle iyi yönetişim, yalnızca kurumları değil, toplumdaki ilişkilerin niteliğini de güçlendirir.

Güçlü yönetişim anlayışı, yalnızca güveni artırmakla kalmaz; belirsizlik ve kriz dönemlerinde kurumların ve toplumların daha dayanıklı hareket edebilmesine de katkı sağlar. Bu nedenle yönetişim, günümüz dünyasında iyi işleyen sistemler kurmanın yanı sıra; güvenilir, etik ve sürdürülebilir yapılar oluşturmanın da temel unsurlarından biridir.

İyi Yönetişimin Temel İlkeleri

İyi yönetişim soyut bir kavram değildir; somut ilkeler üzerine inşa edilir. Bu ilkeler, karar alma süreçlerinin nasıl işlediğini, kimin sürece dahil edildiğini ve sonuçların nasıl değerlendirildiğini belirler. Birbirini tamamlayan bu yedi ilke (CRAFTED1), iyi yönetişimin hem çerçevesini hem de değerlendirme kriterlerini oluşturur.

Tutarlılık

Kurumların ve bireylerin söyledikleriyle yaptıkları arasındaki uyum; kararların kişilere ya da koşullara göre değişmeden ilkelere dayalı biçimde uygulanması, güvenin sürdürülebilir şekilde oluşmasını sağlar. Çünkü güven, yalnızca doğru kararlarla değil; benzer durumlarda benzer ilkelere bağlı kalınmasıyla güçlenir.

Sorumluluk

Üstlenilen rollerin ve yetkilerin gereklerinin yerine getirilmesidir. Sorumluluk, dışarıdan denetimle değil; içselleştirilmiş bir tutumla anlam kazanır. Bu nedenle sorumluluk duygusu, iyi yönetişimin hem koşulu hem de sonucudur.

Hesap Verebilirlik

Karar alanların verdikleri kararların sonuçlarından sorumlu tutulabilmesidir. Bu sorumluluk yalnızca hatalarda değil, başarılarda da geçerlidir. Hesap verebilirlik olmadan şeffaflık, anlamsız bir bilgi akışına dönüşür.

Adillik

Karar ve uygulamaların ayrımcılık gözetmeksizin, eşit biçimde ve herkesi kapsayacak şekilde hayata geçirilmesidir. Adalet, yalnızca sonuçların değil, süreçlerin de hakkaniyetle işlemesini gerektirir. Aynı kurallara herkesin aynı biçimde tabi olması bu ilkenin temelidir.

Şeffaflık

Kararların nasıl alındığının, hangi bilgilere dayanıldığının ve sürecin nasıl işlediğinin açık biçimde paylaşılmasıdır. Şeffaflık, yalnızca bilgiye erişimi değil; bu bilginin anlaşılır ve ulaşılabilir kılınmasını da gerektirir. Saklanan her süreç, güvensizlik için zemin hazırlar.

Etkililik

Alınan kararların ve uygulanan politikaların belirlenen hedeflere ulaşmasıdır. Etkililik, iyi niyetin ötesinde; kaynakların yerinde kullanılmasını ve sonuçların izlenmesini gerektirir. Niyetin değil, sonucun hesabının verildiği bir anlayışı ifade eder.

Kapsayıcı Katılımcılık

İlgili paydaşların karar süreçlerine dahil edilmesidir. Katılım, yalnızca görüş almak değil; o görüşlerin süreci gerçekten etkileyip etkilemediğiyle anlam kazanır. Kapsayıcı bir karar süreci, hem kararın kalitesini hem de sahiplenilmesini artırır.

İyi Yönetişim Bir Kültürdür

Yönetişim, yalnızca kurallarla işleyen bir sistem değil; öğrenilen, içselleştirilen ve davranışlara yansıyan bir kültürdür. Bu kültürün çocuklukta benimsenmesi, toplumda daha kalıcı ve anlamlı ilerlemeleri mümkün kılar. Çünkü yönetişim kültürü yalnızca kurumlarda değil; ailede, okulda ve gündelik yaşamın içinde öğrenilir. Söz hakkı tanınan, kararların nedenlerini anlayan ve sonuçlarıyla yüzleşmeyi öğrenen bireyler; ilerleyen yıllarda yönetişimi hem talep eden hem de uygulayan aktörlere dönüşür.

İyi yönetişim, paydaşların yalnızca kararların sonucuyla değil, sürecin kendisiyle de ilgilenmesiyle güçlenir. Bu nedenle yönetişim; bireyden başlayarak sivil topluma, özel sektöre ve kamuya uzanan bütüncül bir yaklaşım gerektirir.

İyi yönetişim, bir anda ulaşılan bir hedef değil; zaman içinde öğrenilen, birlikte geliştirilen ve her gün yeniden üretilen bir süreçtir. Bir ilkeler bütünü olarak yönetişim bir kültürdür ve ne kadar çok kişi ve kurum tarafından benimsenirse toplumda güven iklimi o kadar güçlenir.

Akademi'nin Rolü

Argüden Yönetişim Akademisi olarak çalışmalarımızı güven ikliminin inşa edilmesi için yönetişim kalitesini geliştirmek üzerine kuruyoruz. Yönetişimin temel ilkelerinin kurumlar ve toplum genelinde benimsenmesine katkı sağlamayı; kamuda, özel sektörde, sivil toplumda ve çocuklarla gençler de dahil olmak üzere farklı paydaş gruplarında yönetişim kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyoruz. Yönetişimin öğrenilebilir, ölçülebilir ve uygulanabilir hale gelmesini; güvene dayalı, adil ve sürdürülebilir bir toplumsal düzenin güçlenmesine katkı sunmayı önemsiyoruz.

1 Dr. Yılmaz Argüden, “Keys to Governance: Strategic Leadership for Quality of Life”, Palgrave Macmillan, 2011.

Yazarlar