• Bültenimize Kaydolun

SKA 16 İyi Yönetişim Günü

Sorumlu İş Süreçleri Açısından Dönüşümsel Yönetişimin Önemi

16 Şubat İyi Yönetişim Günü (SKA 16) kapsamında bu yıl düzenlediğimiz webinar serisinin ikincisini UN Global Compact Türkiye, UN Global Compact ve Good Governance Academy işbirliğiyle “Sorumlu İş Süreçleri Açısından Dönüşümsel Yönetişimin Önemi” başlığı altında gerçekleştirdik.

SKA 16 İyi Yönetişim Günü

Sorumlu İş Süreçleri Açısından Dönüşümsel Yönetişimin Önemi

Çevrimiçi, 16 Şubat 2026

Oturumda; yapay zekâ ve veri kullanımının yönetişim yapıları üzerindeki dönüştürücü etkisinden küresel etik standartlara, entegre raporlamanın stratejik rolünden sürdürülebilirliğin yönetim kurulu düzeyindeki sahiplenilmesine kadar geniş bir yelpazede ileri düzey yaklaşımlar ele alındı. Katılımcılar, Dönüşümsel Yönetişim (Transformational Governance) yaklaşımının kurumların iş süreçlerine nasıl bütüncül biçimde entegre edilebileceğine dair kapsamlı bir perspektif edinme fırsatı buldu.

Argüden Yönetişim Akademisi Akademik Kurul Üyesi Dr. Erkin Erimez’in modeatörlüğünde gerçekleşen panelde, Good Governance Academy CEO’su Caroline Chalmers, UN Global Compact Yönetişim Bölümü Başkanı Cristina Ritter, ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, Basel Institute on Governance, Yönetişim ve Etik Kıdemli Uzmanı Lucie Jones, Vodacom Grup Uyum Yönetici Direktörü Samantha Padayachee ve Borusan Holding Sürdürülebilirlik Müdürü Burcu Otman Bektaş değerli katılımlarıyla, entegre raporlamadan dönüşümsel yönetişime, risk ve uyum mekanizmalarının güçlendirilmesinden yapay zekânın yönetişim ekosistemindeki stratejik rolüne uzanan geniş bir yelpazede paylaştıkları görüşlerle iyi yönetişimin geleceğine ışık tuttular.

Konuşmacılardan Öne Çıkan Mesajlar

Caroline Chalmers , Good Governance Academy, CEO

“Entegre raporlama, yalnızca bir raporlama çerçevesi değil; kurumların uzun vadeli değer yaratımını bütüncül biçimde ortaya koyan stratejik bir yönetişim aracı. Finansal ve sürdürülebilirlik performansını tek bir değer anlatısında buluşturuyor; yönetim kurulunun stratejik gözetimini, karar alma yaklaşımını ve değer yaratım hikâyesini paydaşlarla tutarlı bir şekilde paylaşmasını sağlıyor.

Bu yaklaşım, yönetim kurulunun amacı, stratejisi, risk ve fırsat yönetimi gibi kritik unsurları şeffaf biçimde görünür kılarak gözetim rolünü güçlendiriyor. Günümüzde asıl odak “ne kadar kâr edildiği” değil, “nasıl değer yaratıldığı.” Entegre raporlama, artan küresel şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentilerine yanıt verirken kurumların uzun vadeli değer yaratım mimarisini açık ve bütüncül bir şekilde ortaya koyar.”

ISSB (Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu) Standartları entegre düşünce ve entegre raporlama yaklaşımını destekleyici bir mali veri alt yapısı sunarak etkinin parasal olarak somutlaştırılmasına yardımcı oluyor. Özellikle yatırımcıların karar almasına yardımcı oluyor. Entegre raporlama çok geniş kapsamlı bir rapor ve bu rapor kurumun kısa orta ve uzun vadede değer yaratma yolculuğu hakkında tüm boyutlarda (yönetişim, ekonomik, çevre ve sosyal) veri temelli bilgi sunarken kurumun performansı hakkında da bilgi veriyor.

Cristina Ritter, UN Global Compact Head of Governance

Dönüşümsel yönetişim değişen dünya dinamiklerini öngörerek daha adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir etki yaratmasını sağlayan bir yaklaşım. Bu yaklaşım, yönetim kurullarının sorumluluğunu yeniden tanımlıyor: Karar alma süreçlerinin merkezine etik, şeffaflık ve paydaş odaklılığının yerleşmesi gerekiyor. Küresel zorlukların karmaşıklığı karşısında kurumların uzun vadeli değer yaratabilmesi ancak bu bütüncül ve ileri görüşlü yönetişim anlayışıyla mümkün olabilir.

Bugün kurumlar, yalnızca finansal başarıyla değil; topluma, çevreye ve tüm paydaşlarına karşı sorumluluklarını nasıl yerine getirdikleriyle değerlendiriliyor. Dönüşümsel yönetişim, bu genişleyen beklentiler karşısında kurumlara stratejik bir pusula sunuyor. Şeffaf gözetim mekanizmaları, güçlü etik standartlar ve hesap verebilir liderlik; kurumların güven inşa etmesini ve sürdürülebilir etki yaratmasını sağlar.”

 

 

Cristina Ritter, ayrıca Mart ayı başında lansmanı yapılacak olan “İş Dünyası için Yolsuzlukla Mücadele, Etik ve Uyum Programı” rehberine ilişkin de bilgi paylaştı. Daha önce Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan bu rehber, güncel ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenme gerekliliği üzerine; arasında ARGE Danışmanlık’ın da bulunduğu dünyanın farklı bölgelerinden davet edilen 26 şirketin katılımıyla yürütülen bir Think Lab çalışmasıyla kapsamlı biçimde revize edildi.

Rehber, iş dünyasının etik ilkelere bağlı kalarak faaliyet göstermesine, uyum kültürünün güçlendirilmesine ve yolsuzlukla mücadele kapasitesinin artırılmasına yönelik öneriler sunuyor. Dönüşümsel yönetişimin; etik çalışma kültürünün geliştirilmesi ve etkili yolsuzlukla mücadele çabalarının temelini oluşturduğunu vurguluyor. Kurum içi politika ve süreçlerin belirlenmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, etik davranışın teşvik edilmesi, bilgi verenlerin korunması, şeffaf raporlama ve paydaş iş birliği gibi temel alanlara odaklanan Rehber, yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin yolsuzlukla mücadeledeki kullanımına da yer veriyor.

Dr. Yılmaz Argüden, ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı

Yapay zekâ, yönetişim alanında önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyor. Özellikle yönetim kurullarının gözetim, rehberlik ve karar destek süreçlerini güçlendirerek; büyük veri analitiği sayesinde risklerin daha bütüncül değerlendirilmesini, iç kontrol mekanizmalarının etkin izlenmesini ve yönetim kurulu ile şirket arasındaki stratejik uyumun artmasını sağlıyor.

Ancak burada kritik nokta şu: Yapay zekâ, insan aklının yerine geçmemeli; stratejik değerlendirmeyi derinleştiren güçlü bir araç olarak konumlanmalıdır. Doğru kullanıldığında yapay zekâ, zaman kazandıran, katılımı artıran ve gözetim kalitesini yükselten değerli bir destekleyicidir.

Sürdürülebilirlik alanında ise geleneksel ESG (Environmental–Social–Governance) yaklaşımının raporlamaya sıkışan dar çerçevesini aşmak gereklidir. Kurumların gerçek etkilerini etkin biçimde yönetebilmesi için yönetişimin karar alma süreçlerinin merkezine yerleşmesi gerekir. Bu nedenle G(EES) — Governance of Environment, Economy, Social yaklaşımı yalnızca daha kapsamlı bir bakış sunmakla kalmaz; kalıcı ve sürdürülebilir değer yaratımının ön koşulunu oluşturur. Etkilerin tüm boyutlarını bütüncül olarak değerlendirir, paydaş beklentilerini stratejik olarak gözetir ve kurumların geleceğe yönelik sağlam bir değer mimarisi oluşturmasını sağlar. Gerçek etki ancak yönetişimi merkeze aldığımızda ortaya çıkar.”

Lucie Jones – Basel Institute on Governance, Yönetişim ve Etik Kıdemli Uzmanı

“Yolsuzlukla mücadelede en kritik unsur, yönetim kurulunun etkin gözetimidir. Zayıf gözetim ve yetersiz iç kontrol mekanizmaları kurumları etik ihlallere karşı kırılgan hale getirirken; güçlü liderlik ve iyi yönetişim şeffaflığı artırır, yolsuzluk fırsatlarını daraltır ve hesap verebilirliği kurumsallaştırır. Bu yaklaşım yalnızca riskleri azaltmakla kalmaz; kurumun itibarını, dayanıklılığını ve uzun vadeli değer yaratım kapasitesini güçlendirir. Çünkü iyi yönetişim, hataları saklayan değil; riskleri erken gören ve yöneten bir sistemdir.

Yolsuzlukla mücadelede kolektif aksiyon ise bu sistemin vazgeçilmez stratejik tamamlayıcısı olarak çok büyük önem taşıyor. Çünkü kurumların yolsuzlukla mücadele alanında tek başlarına çözüm bulmaları kolay değildir. Kurumlar bir araya gelerek ortak yapılar oluşturduklarında yolsuzlukla mücadeleye yönelik güçlü bir blok oluşturabilirler. Bu şekilde birçok kurumun yolsuzluğun azaltılmasına karşı mücadele vermesi başarı olasılığını artırır. Dünyada bu konuda iyi örneklerin giderek yaygınlaştığı gözleniyor.”

Samantha Padayachee – Vodacom Grup Uyum Yönetici Direktörü

“İyi yönetişim; risklerin erken tespit edilmesini, şeffaflığın güçlenmesini ve kurumların finansal kayıplara karşı korunmasını sağlıyor. Yalnızca riskleri azaltmıyor; aynı zamanda uzun vadeli yatırımları destekliyor, performans ölçümünü güçlendiriyor, organizasyonel verimliliği artırıyor ve sürdürülebilir değer yaratımını büyütüyor. İyi yönetişim kurum içerisinde etkin bir çalışma ortamı yaratıyor ve ortak çözümlerin geliştirilmesine ve risklerin erken tespit edilerek önlemlerin alınmasına imkân sağlıyor. Özellikle çevik yönetim konusunun hayata geçirilmesine yardımcı oluyor. İyi yönetişim kurum içi kara süreçlerini güçlendirdiği için kurum performansını da olumlu etkiliyor.

Yapay zekâ kurum içi ekosistemde kritik bir kaldıraç etkisi yaratıyor. Gözetim mekanizmalarını güçlendirerek, riskleri erken aşamada görünür kılıyor ve uyum süreçlerini daha etkin hale getiriyor. Ancak altı çizilmesi gereken temel konu, yapay zekâ tek başına bir çözüm değildir. Gerçek değer; teknolojinin güçlü bir yönetişim çerçevesi, etik ilkelere dayalı kullanım ve hesap verebilirlik mekanizmalarıyla birlikte konumlanmasıyla ortaya çıkar.”

Burcu Otman Bektaş – Borusan Holding Sürdürülebilirlik Müdürü

Sürdürülebilirlik, operasyonel bir görevden öte; yönetişimin merkezinde yer alan stratejik bir sorumluluktur. Gerçek dönüşüm yönetim kurulunda başlar—çünkü yön orada belirlenir, hesap verebilirlik kültürü orada şekillenir ve uzun vadeli değer yaratımı ancak bu düzeydeki sahiplenmeyle mümkün olur.

Yönetim kurullarının izleme ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi, teknolojik dönüşümü yakından takip etmesi, regülasyonların getirdiği değişimleri stratejik bir perspektifle değerlendirmesi ve sürdürülebilirlik risklerini bütüncül bir çerçevede ele alması kurumsal dayanıklılığın temelidir.

İç denetim, sürdürülebilirlik çalışmalarının ve raporlamasının güçlendirilmesinde önemli bir destek rolü üstleniyor. Sürdürülebilirliğe ilişkin süreçlerin etkin işletilmesine katkı sağlıyor; verilerin doğru, tutarlı ve güvenilir şekilde toplanmasına yönelik yol gösterici bir çerçeve sunuyor. Bu bağlamda iç denetim, yalnızca bir denetçi değil, aynı zamanda kurumlara danışmanlık sağlayan stratejik bir iş ortağı olarak konumlanıyor.”

İyi yönetişim; toplumun yalnızca bugününü değil, yarınını da şekillendiriyor. Daha adil, daha güvenilir ve daha sürdürülebilir bir gelecek ancak kolektif aksiyonla mümkün.

16 Şubat İyi Yönetişim Günü’nde bu ortak çabaya değer katan tüm paydaşlarımıza, konuşmacılarımıza ve katılımcılarımıza teşekkür ederiz.

 

 

İlgili Kişiler

Dr. Yılmaz Argüden

Mütevelli Heyeti Başkanı

Dr. Erkin Erimez

Akademik Kurul Üyesi

Cristina Ritter

Yönetişim ve Yolsuzlukla Mücadele Başkanı, UN Global Compact

Ahmet Dördüncü

UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı

Carolynn Chalmers

Good Governance Academy
İcra Kurulu Başkanı