OECD’nin kamu düzenlemelerinde kaliteyi ve ilerlemeyi izlemek amacıyla her üç yılda bir yayımladığı “Düzenleyici Politikalar Görünüm Raporu” (Regulatory Policy Outlook) doğrultusunda Argüden Yönetişim Akademisi, OECD’nin bu önemli çalışmasını “Kamu Düzenleme Kalitesi 2025” başlığı altında özetleyerek; raporun temel bulgularını, küresel eğilimlerini ve politika çıkarımlarını Türkiye bağlamında ele aldı.
Bu yıl dördüncüsü yayımlanan Türkiye raporunda, düzenleme kalitesinin kamuya duyulan güven, yaşam kalitesi ve sürdürülebilir kalkınma üzerindeki rolü; insan merkezli, katılımcı, şeffaf ve gelecek odaklı düzenleme yaklaşımları yer alıyor. Çalışma ayrıca, Türkiye açısından öne çıkan gelişim alanları ve reform önceliklerini kapsıyor.
Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Pınar Ilgaz’ın açılış konuşmasıyla başlayan lansmanda, OECD Kamu Yönetişiminde Düzenleme Politikaları Başkanı Anna Pietikäinen, OECD Düzenleme Politikaları Analisti Tobias Querbach, Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden ve Akademi Kurul Üyesi Dr. Erkin Erimez’in değerli katkılarıyla OECD ülkelerinde düzenleme politikalarının gelişimi ele alınırken, Türkiye’ye özgü bulgular ve öncelikli reform alanları da değerlendirildi.
Türkiye Odaklı Bulgular ve Öne Çıkan Alanlar
OECD değerlendirmesi, Türkiye’de şeffaflık alanında önceki dönemlere kıyasla ilerleme kaydedildiğini ortaya koyarken, açık ve sistematik istişare mekanizmalarının hâlâ önemli bir gelişim alanı olduğunu gösteriyor.
Çalışmada Türkiye açısından özellikle şu alanlar öne çıkıyor:
- Paydaş katılımında gelişim ihtiyacı: Katılımın ağırlıklı olarak kamu kurumları ve belirli paydaş gruplarıyla sınırlı kaldığı, açık ve sistematik istişare mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
- Mevcut düzenlemelerin gözden geçirilmesi: Uygulama sonrası etki analizlerinin yaygınlaştırılmasının, düzenlemelerin hedeflere ne ölçüde ulaştığının değerlendirilmesi açısından kritik olduğu belirtiliyor.
- Şeffaflıkta ilerleme: Önceki dönemlere kıyasla şeffaflık alanında olumlu gelişmeler kaydedildiği ifade ediliyor.
- Gelecek odaklı ve insan merkezli düzenleme ihtiyacı: Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve artan belirsizlik ortamında, düzenleme süreçlerinin daha çevik, veri temelli ve kapsayıcı şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Güven İnşa Etmenin Anahtarı: Düzenleme Kalitesi
Rapor yüksek düzenleme kalitesinin kamuya duyulan güvenin temel unsurlarından biri olduğunu ortaya koyuyor. İnsan, gezegen, gelecek ve verimlilik ekseninde ele alınan düzenleme süreçlerinin; katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yaklaşımla yürütülmesi, kamu politikalarının etkinliğini ve toplumsal güveni güçlendiriyor.
Kamu Düzenleme Kalitesi 2025 yayını, politika yapıcılar, kamu yöneticileri, iş dünyası ve sivil toplum için reform önceliklerine ışık tutan önemli bir referans kaynağı niteliği taşıyor.
Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Kamu karar ve uygulama kalitesi, doğrudan yaşam kalitesini etkiler; toplumun her kesiminin hayatına dokunur. OECD, bu alanda yürüttüğü çalışmalarla kamu karar ve uygulama kalitesini güçlendirmeye yönelik ilkeler geliştiriyor, bu ilkelerin ne ölçüde hayata geçirildiğini izliyor ve ilerlemeyi destekleyen ölçüm metodolojileri ile modeller sunuyor. Argüden Yönetişim Akademisi olarak, OECD Düzenleme Görünüm Raporu 2025’in ortaya koyduğu bu kapsamlı çerçeveyi Türkiye bağlamında ele alarak ‘Kamu Düzenleme Kalitesi 2025’ yayınımıza dönüştürmekten onur duyuyoruz. Bu çalışma, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kamu karar ve uygulama kalitesinin geliştirilmesi için önemli fırsatlar bulunduğunu açıkça ortaya koyuyor.”
OECD Kamu Yönetişiminde Düzenleme Politikaları Başkanı Anna Pietikäinen şunları söyledi:
“OECD Düzenleyici Politikalar Görünüm Raporu 2025, düzenleme kalitesinin kamuya duyulan güven, ekonomik dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı kritik önemi ortaya koyuyor. Paydaş katılımı, çeviklik ve kanıta dayalı karar alma ilkeleriyle şekillenen etkili düzenleyici çerçeveler; ülkelerin günümüzün karmaşık dönüşüm dinamiklerini güvenle ve sürdürülebilir biçimde yönetebilmesinin temelini oluşturuyor.”
İlgili Kişiler